A VIDEO
Drinking Mercury kullanıcısından yeniden blogladı
A TUNE
[Flash 9 is required to listen to audio.]

ben seni hep dinlerim, yeter ki sen susma.

A PHOTO

  Veremli, umutsuz bir aşka tutulmuş, Alman Yahudi yazar Franz Kafka…Onun vasiyetine uymamış bir arkadaş:Max Brod…Bu güzide eseri okuyuculara armağan ettiği için ben ona teşekkür ederken, Kafka´yla hesaplaşmalarında onları başbaşa bırakıyorum. Kafka´nın buhranlı bir dönemde ele aldığı aforizmaları; şair Osman Çakmakçı çevirisiyle “Salyangoz Yayınları”ndan çıkmış.

   Kitabın 11. sayfasında; “Günah, Istırap, Umut ve Doğru Yol Üzerine” başlığı altında 3. aforizma:

   İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet´ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ancak belki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlarından ötürü geri dönemiyorlar.

A VIDEO

bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim/pablo neruda

A PHOTO

diyordumki:

Günün birinde böyle bir şeye sahip olmanın hayalini kuruyorum. Tozlu raflardan aldığım kitabın açınca ilk sayfasını yıllar öncesine götürebilecek beni. Belki hüzünlendirecek, belki mutlu edecek.

Size ileride bugünlerinizi hatırlatacak ne varsa saklamalı. Kitap bunlardan biri, belki de en iyisi.

Diyordum ki.. kullanıcısından yeniden blogladı
A PHOTO

Benim aklım sende hâlâ.
Susuşunda.
Gözlerini kaçırışında kaldı aklım.
Gidişinde en çok.

        [İsmail Kılıçarslan]

A PHOTO

   Çinli yazar Ha Jin´nin kaleme aldığı bu romanda; komünizmin hüküm sürdüğü bir dönemde askeri doktor Lin ile hemşire Manna arasındaki âşk ele alınmıştır. Lin gelenekçi anne babasının kararıyla köyünden basit bir kız olan Shuyu ile evlenir. Lâkin Shuyu ile istediği evliliği gerçekleştiremez. Ayrı dünyaların insanlarıdırlar, Lin onunla istediği hiçbir şeyi paylaşamaz. Manna´yla olan âşkı için büyük mücadeleler verdikten ve eşini boşanmaya ikna ettikten sonra Lin başka şeylerin farkına varır…Arada kalmışlığın kahramanı Lin ve romantik bir üsluba sahip yazar:

“…gerçek âşıklar her an oturup birbirlerini seyretmezler; sadece aynı yöne bakıp aynı yöne doğru yollarına devam ederler.”

A TEXT POST

-Siz?

-…

-Evet evet, siz? Siz örgü örmekte mekân tanımayan ablalar, teyzeler! Minibüste de mi yæ!

A PHOTO

    Şiirsel bir dille ele aldığı bu kitabında Murathan Mungan tabiata, emeğe ve şiire övgüde bulunmuş.  Fantastik bir eser. Uzun zaman sonra evine dönen bir bilge şair,.. Bendag:

“Bendag´ın şiirlerinde ışığın geçişlerini görmek mümkündür. Doğadaki kadar apaçıktır bu. An ertelenir. Bütün şiirlerinde an ertelenir. Böylelikle zaman sonsuzlaştırılır. Bunu yapan ışığın hızıdır. Işığı evcilleştirmeden kendinin kılmayı başarır.”

    Uzun yıllar kendini evine hapsettikten sonra yollara düşen bir şiir filozofu, Moottah:

“…Her ikisi de topraktan yapılmıştır.” diye sürdürdü. Şiir de, çömlek de topraktan yapılmıştır. Sonradan ateşle, suyla, havayla bestelenmişlerdir. Ve de sınanmışlardır. Çöken uygarlıklardan her zaman iki şey kalır geriye: Şiir ve çömlek. Yerkürenin en eski tanıkları.”

    Sadece şairleri öldüren bir katilin peşine düşmüş bir polis, Gamenn:

“Gamenn ancak merhamet duyduğunda sevebilen biri.”

    Yer yer sıkıcı olmakla birlikte Gamenn karakterinin katkısıyla yazar, polisiyenin çekici gücünü kullanarak esere bir akıcılık kazandırmış.

A TEXT POST

Şiddet içine doğan çocuk gördüğü şiddeti kopyalar; zamanı geldiğinde de eşine,coçuklarına yapıştırır.

A PHOTO

Polisiye türünde ele alınmış bu eser hararetle tavsiye edilir. Çok farklı konusuyla: J. B. Grenouille insani duygulardan ve duyulardan arınmış; sadece kokulara karşı hassas biridir. İstediği kokuyu elde edebilmek için de cinayet işlemekten geri durmamaktadır. Grenouille´nin kokusu yoktur, ürettiği sahte kokularla toplum içine rahatlıkla girer, ve insanları aldatır. Bu durum ona kendini farklı hissettirir. Tanrılaşmaya giden yolunda en iyi kokuyu üretebilmek için öldürür, öldürür.

Grenoille´yi yetiştirmesi için köylü bir kadına kakalamaya çalışan papazdan:

“…Senin göğsünün kokusuna alışmıştır çocuk, emin ol. Senin kalbinin vuruşuna bile alışmıştır.”

A TEXT POST

Şam kentinin dört büyük kapısı vardır.
Kader Kapısı, Çöl Geçidi,
Felaket Mağarası, Korku Kalesi…
Ey kervan, oralardan geçme,
Ya da şarkı söyleyerek geçmekten sakın.
O sessizliği duydun mu?
Kuşların ölmüş olduğun,
Ama yine de bir şeyin kuş gibi cıvıldadığnı
O sessizliği…

                   [James Elroy Flecker, Şam´ın Kapıları]

A TUNE
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ne zaman canımı sıkan bi´şeyler olsa, bu şarkı ilacım olur. Anlamasam da bana yalnız olmadığımı hissettiriyor. “Üzülme” diyor. “Değmez” diyor. “Yoluna devam et” diyor.

A PHOTO

Bu evden başka her şeye  benzer görünümü veren; fakat hikâyesiyle ev olduğunu ispatlayan ilginç mimarili ev ilgimi çekti. İki odalı,evin iki odasına da dışardan kapı açılmış; iki kapısına nazaran sadece küçük bir penceresi var. Sol kapının hemen yanında üzerine paralel tahta çakılmış tahtadan ibaret şey.

   Bu sönük yapıyı renklendiren iki şey var: İlki maviye boyanmış kapıları ve penceresi; ikincisi ise anıları. Bir dönem insan ağırlamış ve anılarını korumaya yemin vermiş gibi. Fazlasıyla yalnızlığı çağrıştıran bir yapı..